PROF.DR.OSMAN ÍZT▄RK
  Kulluk
 

“Nerede olursak olalım, ne iş ve ne tahsil yaparsak yapalım, hangi mevki ve makamda bulunursak bulunalım; hiç değişmeyen vazifemiz Allah’a kulluktur. Biz bu dünyaya bunun için geldik. Kulluk vazifemiz ömrümüzün sonuna kadar devam eder. Terhisi ve emekliliği yoktur. Marifet ve hüner; hoca, doktor, mühendis, eğitimci, sanayici ve zengin iş adamı olmak değil, kul-öğretmen, kul-doktor, kul-mühendis ve kuliş adamı… ilh olabilmektir. Söze sıra geldiğinde kulluğunu inkâr edeni bulmak imkânsız ise de, Allah’ın kulu muyuz, paranın kulu muyuz, makamın kulu muyuz…? 
Bunlar ancak tatbikatta belli olur. Lafta Müslümanlığı, hatta mücahitliği kimseye bırakmayanların, basit dünyalık imtihanda nefislerini ve sahip oldukları dünyalıkları nasıl ön plana çıkardıkları her zaman görülenşeylerdendir.
Deliller: ez-Zâriyat /56; el-Hicr/99”

Mamûl bir eşyanın ne için imal edildiğini tayin hakkı, pek tabiî olarak imalatçısından âid
bir husustur. İnsanoğlu ilahi fabrikanın ürünü olduğunu göre imal / yaratılış gayesi elbette Yaratıcısı tarafından tayin olunacaktır.
 “En güzel surette” (Tin (95) /4) ve “değerli” (İsrâ (17) /70) olarak yaratıldığı beyan edilen insana,“yeryüzü nimetleri de ikram olunmuş” (Bakara (2) /29), buna karşılık ondan, Allah’a kulluk ve ibadet; yaratılış gayesi olarak istenmiştir. (
Zâriyat (51) /56)

 Ayrıca “bu kulluğun ölüm gelip çatana kadar” (Hicr (15) /99) devamı emredilmiştir. Böylece görüldüğü gibi; iman ehli için kulluk; bülûğdan ölüme kadar emekliliği olmayan bir meslek ve terhisi olmayan bir askerliktir. 
Temel kaide olarak Rabbimiz; “bizlere gücümüzün
yetmeyeceği vazifeleri yüklemeyeceğine” (Bakara (2) /286) göre, kulluk güç yetirebileceğimiz bir görevdir. O halde kulluk nedir?

Kulluk: Allah’ın bütün emirlerini tereddütsüz yerine getirme ve tüm yasaklarından itirazsız kaçınma çaba ve gayretidir. Buna, takdirine
rıza göstermeyi de ilave edersek; oldukça derlitoplu bir tarif ortaya çıkmış olur. 

Kulluk, dünyalık meslek ve meşgalelerin önünde bir engel olmayıp, onlara çeki-düzen veren bir ana meslektir. Dinlenme ve eğlenmeler de prensipler dahilinde olmak şartıyla, kulluğa mani olmazlar. Şu halde kulluk, dünyadan etek çekmeği gerektiren bir meslek değildir. Elbette dünyada yaşayacağız ve buradaki amellerimizle İnşallah Cennet’i kazanacağız. İşte kulluk, bu sonsuz güzellikler dünyasını elde edebilmemiz için lazımdır. Önce kul ol, sonra ne olursan ol! 

Prensibinden hareketle yola çıkıldığında, kulluğa aykırı olan hiçbir hususa geçit verilmemiş olur. Bundan sağlanacak kazanç; bize ve topyekün insanlığa aid olacaktır. Kulluk için gerekli çabanın tafsilatı nereden öğrenilecektir? Cevap: Kur’an, Sünnet ve Ehl-i Sünnet alimlerinden. Kulluk şuuruna sahip olanlar, her hareketlerini bu süzgeçten geçirecekleri için, dünyalık gibi görünen bir takım işlerinin bile ibâdet’e dönüşmesini sağlamış olurlar. Böylece hayat, bir baştan öbür başa kullukla geçmiş olur ki, bundan büyük saadet ve şeref de olamaz. 

Prof.Dr.Osman Öztürk

 

 
  Bugün 5 ziyaretçi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=